Ali Nizami Bey’in Alafrangalığı ve Şeyhliği Roman Özeti – Abdülhak Hamit Şinasi

  • 16 Şubat 2018
  • 408 kez görüntülendi.
Ali Nizami Bey’in Alafrangalığı ve Şeyhliği Roman Özeti – Abdülhak Hamit Şinasi

ROMAN: ALİ NİZAMİ BEYİN ALAFRANGALIĞI VE ŞEYHLİĞİ

YAZAR: ABDÜLHAK ŞİNASI HİSAR

TÜRÜ: Sosyal roman

ÖNEMİ: Hem tekniği hem de ele alınan kişileri bakımından yazarın ilk iki romanının birleşimi olan eser, Ali Nizami Bey kişiliğinin edebiyatımıza kazandırılması açısından önem arz eder.

KONUSU: Ali Nizami Bey’in köşk içinde yaşadığı lüks yaşamın annesi ve babasının ölümüyle son bulması, hastalığa yakalanıp beş parasız kalması ve mütevazı bir mekânda şeyh olması romanın konusunu oluşturur.

ŞAHIS KADROSU:

Ali Nizami Bey: Romanın başkahramanıdır. Resimlere, atlara, balıklara, çiçeklere ilgisi olan, lüks yaşamayı seven, cömert bir adamdır. Kadınlara düşkündür ve kumar oynamayı çok sever. Babası ve annesinin ölümüyle her şeyi satılır ve beş parasız kalarak yoklukla ölür.

Hatça Hanımefendi: Ali Nizami Bey’in karısıdır. Çok derinliği olmayan, taşralı bir kadındır. Yeşil renge İslam’ın rengi diye çok saygı duyar ve yeşil halıya bile basmaz. Hüseyin Efendi: Ali Nizami Bey’in lalasıdır. Onun yaşamına karşı çıkan bir kişidir. Son derece sadıktır. Yokluğa düşüp şeyh olan Ali Nizami Bey’in tek müridi olarak onun yanında yer alır.

Ali Nizami Bey’in Alafrangalığı ve Şeyhliği Roman Özeti

Ali Nizami Bey İstanbul’daki köşkünde alafranga bir hayat sürer. Parasının hesabını bilmeyen, cömert ama bir o kadar da savurgan biridir, ölümden çok korkar. Çiçek, resim, kuş, balık, alafranga müzik, at, kadın ve kumar meraklısı bir adamdır. Köşkünü kumarhaneye çevirmiştir. Pek çok kadınla ilişki yaşamaktadır. Annesi Hatça hanımefendi ise cahil ve derinliği olmayan, taşralı bir kadındır. Çocukların sevgilisidir. Ali Nizami Bey’in yaşamına tek karşı çıkan ise lalası Hüseyin Ağa’dır. Ona göre bu yaşam israftır hatta Ali Nizami Bey hasta bir adamdır. Ali Nizami Bey’in babasının ölümü kendisinin yok oluşunun başlangıcıdır. Köşk borçlar yüzünden elden çıkar ve Ali Nizami Bey, beş parasız olarak akrabaları yanında yaşamaya başlar. Bu sırada apopleksi/paralizi/sara denen bir hastalığa yakalanır. Kapılar kendisine bir bir kapanınca da sokağa atılır. Ali Nizami Bey bir gece rüyasında annesini görür, ölen annesi onun şeyh olmasını ister. O, bu rüyayı vasiyet olarak algılayıp bir tekke açar ve şeyh olarak yaşamaya başlar. Tek müridi de lalası Hüseyin Ağa’dır. Küçük tekkesinde mütevazı ama mutlu bir yaşam sürer. Ancak romanın sonunda hastalığından dolayı cinnet geçirerek hastaneye kapatılır ve orada ölür.

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Scroll Up